Daha fazla bilgi için buraya tıklayın!
Temiz Giysi Kampanyasi ve Modanin Adil Dönüşümü Hakkinda
Giriş: Modanın Adil Geçişi
0. Giriş: Modanın Adil Geçişi
Moda endüstrisi yapısı gereği sorunludur. Milyarder markalar, insanların ve gezegenin aleyhine giderek daha da zenginleşmektedir. Milyonlarca tekstil işçisi düşük ücretle, aşırı ve güvencesiz bir şekilde çalışmaktadır. Adil çalışma koşulları, şirketlerin açgözlülüğünün gölgesinde kalmıştır. Ve her yıl milyarlarca giysi, emek sömürüsü ve kaynakların tahribatı yoluyla üretilmektedir.
Moda endüstrisi, trilyon dolarlık bir endüstridir. Ancak bu servet, sadece CEO'ların ve hissedarların cebine giriyor, giysilerimizi üreten işçilerin değil. Yoksulluk sınırındaki ücretlerden sendika karşıtı uygulamalara, güvenli olmayan çalışma koşullarından cinsiyete dayalı şiddete kadar, tekstil işçileri her gün onurları ve geçim kaynakları için mücadele ediyorlar.
İşçiler sadece geçim sıkıntısı çekmekle kalmıyor, iklim krizinin en ağır bedelini de ödüyorlar. Sel, yangın, deprem, fırtına ve kuraklıklar yüzünden fabrikalar kapanıyor ve bu durum istihdamı tehdit ediyor. Yoksulluk sınırındaki ücretler, felaketler karşısında işçileri güvencesiz bırakıyor. Havalandırmasız işyerlerinde su molalarının kısıtlanması, sıcak dalgalarını dayanılmaz hale getiriyor. Bu arada, zengin moda patronları, uzaklardaki klimalı toplantı odalarında işçileri görmezden gelen iklimle alakalı kararlar alıyorlar.
Moda, dünyanın en kirli endüstrilerinden biridir. Toprağı tüketir, suyu zehirler, havayı kirletir, ormansızlaşmaya ve biyolojik çeşitliliğin kaybına neden olur ve küresel ısınmaya yol açan emisyonları artırır. Çığ gibi artan giysi üretimi, kısa sürede çöpe dönüşür. Bu da tekstil krizinden en çok etkilenen topluluklara, kendilerinin yaratmadığı bir yük getirir. Aşırı üretimin düşük ücretler ve yüksek miktarda tekstil atığına sebep oluyor.
Ancak başka bir yol da mümkün. Dünyanın dört bir yanındaki tekstil işçileri, kendi ihtiyaçlarını merkeze alan bir gelecek için mücadele ediyorlar. Güçlü markalara karşı durmak için sendikalar kuruyorlar. İnsana yakışır bir yaşam ve yaşanabilir bir gelecek için haklarını arıyorlar. Ve bizden, hakkaniyetli ve yeşil bir dünyaya adil bir geçiş için taleplerini duyurmamızı istiyorlar.
Bu Manifesto, işçilerin onurunu ve gezegenimizin korunmasını merkeze alan farklı bir moda sistemi için ortak vizyonumuzu ortaya koyuyor. İşçilerin ve dünyanın kâr için sömürülmesi nasıl iç içe geçmişse, sosyal adalet ve iklim adaleti mücadelesi de öyledir. Modayı geleceğe hazır hale getirmek, eski zararlı sistemlerden vazgeçip, yeni ve adil üretim ve tüketim yöntemlerini benimsemek anlamına gelir. Gerçek değişim yukarıdan gelmeyecek; adil geçiş, işçiler tarafından yönetilmeli ve sağlıklı bir gezegende insanca yaşamaya yetecek işler sağlamalıdır.
1. Moda, eşitlik, adalet, dayanışma ve hem insanları hem de gezegeni korumaya dayanır.
Yeni moda sistemi, kapitalist al-yap-at modelini ve bunun temsil ettiği her şeyi, yani işçi sömürüsünü, sonsuz büyümeyi, servet eşitsizliğini ve çevreye verilen zararı reddeder. İşçilere, ortak evimize ve gardıroplarımıza bütüncül özen gösterilir. Dayanışma, giysileri üreten ve giyen insanları birbirine bağlayan bağdır.
Moda, adalet, eşitlik ve hakkaniyet temelinde işler. İklim bozulmasının mali ve insani maliyeti artık en ağır yükü zaten taşıyanların sırtına binmez. Adil geçiş sadece geleceği şekillendirmekle kalmaz, tarihsel zararları da giderir. Küresel eşitsizlikler ve güç dengesizliği ortadan kaldırılır. Tazminatlar ödenir. Kirliliğin en büyük sorumluları, onarma maliyetini üstlenir.
2. Moda endüstrisi milyarderler tarafından değil, işçiler ve sendikalar tarafından yönetilir.
Adil ve yeşil bir geleceğe giden yol, işçilerin ihtiyaçları ve uzmanlıkları ile döşenir. İklim krizinden en çok etkilenenler, masada en büyük koltuğa otururlar. İşçiler, çalışma koşullarını iyileştirmek ve yerel iklim koruma önlemlerini savunmak için sendikalara özgürce katılırlar. Çeşitli ortak yönetişim modelleri, işyerlerine daha fazla sahip çıkmalarını sağlar. Güç dengesi nihayet işçilerin lehine değişir.
Tüm işçiler, ırk, cinsiyet, sınıf, yaş, cinsel yönelim, yasal statü, istihdam durumu ve konumlarından bağımsız olarak eşit haklara sahiptir. Kapsayıcı bir sistem değişikliği, giysileri üreten, satan, toplayan, ayıran, dağıtan, onaran ve imha eden kişileri içerir/merkezine alır. Kimse geride bırakılmaz.
3. İşçilerin geçim kaynakları, milyarderlerin kârlarından önce gelir.
Servet, birkaç moda milyarderinin elinden milyonlarca işçinin eline geçer. Kârlar adil bir şekilde bölüşülür ve herkese geçimini sağlayacak bir ücret ödenir. İşçilerin ücretleri ile CEO'ların ücretleri arasındaki büyük uçurum ortadan kalkar. Şirketler adil vergi paylarını öderler. Yatırımcıların parası, zarardan kar eden şirketlerden çekilir ve yeni üretim modellerini benimseyen üreticilere aktarılır. Markalar iklim faturasını üstlenir ve tedarikçilere adaptasyon için ihtiyaç duydukları kaynakları sağlar. Moda, işçilerin, ailelerinin ve yerel toplulukların yaşamlarını zenginleştirir.
4. Nerede olursa olsun, güvenli ve insana yakışır çalışma koşulları garanti edilir.
Tüm çalışanlar, fabrikada veya evlerinde olsun, adil çalışma koşulları ve çalışma saatlerinden yararlanır. İşyerleri, yaralanma, sağlık riskleri, taciz, istismar ve cinsiyete dayalı şiddetten arındırılmıştır. Accord gibi uluslararası bağlayıcı mekanizmalar, işyerinde sağlık ve güvenliği korur ve çalışanları iklimin aşırı etkilerinden korur.
5. Moda, gezegenin kaynaklarını korurken herkesin ihtiyaçlarını karşılar.
Moda endüstrisi, seri üretilen geçici trendlerin yerine yüksek kaliteli ve değerli giysiler üretir.
Üretimin kademeli olarak azaltılması, doğayı iyileştirir ve modanın ekolojik ayak izini en aza indirir. Kimse manipülatif pazarlama taktikleri ile aşırı tüketime zorlanmaz. Topraktan sadece gerçekten ihtiyacımız olanı alırız.
6. Üretim hacimleri düştükçe iş güvenliği artar.
Giysi üretimi, işgücünün gerçek maliyetini yansıtır ve bu da aşırı üretimin düşmesine neden olur. Bu süreçte geçim kaynaklarının kaybedilmemesi için büyük özen gösterilir. Yeni iş modelleri, geliştirmek için yeni fırsatlar yaratır. Çalışanlar, yeni ve farklı işler için yeniden eğitilir ve becerileri geliştirilir. Markalar ve hükümetler, yeniden eğitim çabalarını destekler. Uyum, çalışanların ihtiyaçlarına göre şekillenir.
7. Küresel ısınmanın yaşandığı bir dünyada tüm çalışanlar için bir güvenlik ağı vardır.
Sosyal koruma mekanizmaları, kriz ve iklim değişiklikleri sırasında çalışanları güvence altına alır. Çalışanlar, hastalık izni, doğum izni, kıdem tazminatı ve işsizlik ödeneği gibi haklara sahiptir. Hükümetler, işyerinde ve evde çalışanlara iklim değişikliğinin zararlarından korunmak için sosyal koruma mekanizmaları sunar. Kamu harcamaları, mevcut yeniden silahlanma operasyonlarından uzaklaşarak, tüm çalışanlar için yaşam ücretlerinin garanti edilmesi, beceri geliştirme eğitimi ve sosyal koruma mekanizmalarına odaklanır. Çalışanların onurlu ve iklime dirençli bir yaşam sürmeleri için gerekli donanımı sağlar.
8. Şirketler, neden oldukları zararlardan sorumludur
Şirketler, iş uygulamalarından mali ve hukuki olarak sorumludur. Yürürlükteki küresel mevzuat, işçi haklarını korumak, sosyal ve çevresel zararları önlemek ve hak ihlallerini gidermek için moda endüstrisini düzenler. Her işçi, haksızlığa uğradığında zararını tazmin eder. Yasanın ötesinde, yürürlükteki Marka Anlaşmaları ve sosyal koruma mekanizmaları markaları denetim altında tutar. Zorunlu şeffaflık, markaların iddialarını incelemek ve adalet talep etmek için kolaylık sağlar.
9. Giysiler değerlidir.
Yeni bir tasarruf kültüründe, giysilere değer vermek onları üreten işçilere saygı göstermek demektir. Giysiler yeniden giyilir, onarılır, yeniden satılır, takas edilir, geri dönüştürülür, yeniden kullanılır ve yeniden dolaşıma sokulur. Giysileri toplayan, ayıran, atan ve geri dönüştüren işçiler, modanın atıklarıyla tek başlarına uğraşmak zorunda kalmazlar. Markalar, tasarımdan atılmaya kadar ürünlerinin tüm yaşam döngüsünden sorumlu tutulur. Giysiler nadiren atılır.